Türkiye’de gençlik üzerine yapılan tartışmaların merkezinde son yıllarda yeni bir kavram öne çıkıyor: ev genci. Bu kavram, yalnızca “evden çıkmayan” gençleri değil; aynı zamanda eğitim, iş ve sosyal hayattan kopma riski taşıyan geniş bir grubu ifade ediyor. Peki sık sık gündeme gelen “sürekli YKS’ye girip çıkan gençler” bu kavramın içine dahil edilebilir mi?
Bu yazıda ev genci kavramını sosyolojik açıdan ele alacak ve YKS döngüsünün gençleri nasıl etkilediğini inceleyeceğiz.
⸻
Ev Genci Ne Demektir?
Ev genci kavramı, günlük kullanımda genellikle “evde vakit geçiren, dışarı çıkmayan genç” anlamında kullanılsa da sosyolojik açıdan daha geniş bir çerçeveye sahiptir. Ev genci denildiğinde çoğu zaman şu özellikler akla gelir:
• Çalışmayan
• Eğitim hayatına aktif olarak devam etmeyen
• Sosyal çevresi zayıflayan
• Zamanının büyük kısmını evde geçiren
• Hayat planı belirsizleşmiş genç
Bu durum, literatürde sıkça kullanılan NEET kavramıyla benzerlik gösterir. NEET, eğitimde olmayan, çalışmayan ve mesleki eğitim sürecine dahil olmayan gençleri tanımlar.
⸻
YKS’ye Hazırlanan Gençler Ev Genci midir?
İlk bakışta YKS’ye hazırlanan bir gencin ev genci olarak tanımlanması doğru değildir. Çünkü sınava hazırlanan bir genç:
• Eğitim hedefi taşır
• Gelecek planı yapar
• Bir amaç doğrultusunda çalışır
Bu açıdan bakıldığında YKS hazırlığı bir “boşluk” değil, bir “hazırlık süreci” olarak değerlendirilebilir.
Ancak durum her zaman bu kadar net değildir.
⸻
Sorun: YKS’nin Bir Döngüye Dönüşmesi
Türkiye’de birçok genç YKS’ye bir kez girip çıkmamakta, yıllar boyunca sınava tekrar tekrar girmektedir. Bu süreç bazı gençlerde şu döngüyü oluşturur:
1. Sınava hazırlanma
2. Sınava girme
3. Hedefe ulaşamama
4. Tekrar hazırlanma
5. Sosyal hayattan uzaklaşma
6. İş hayatına girememe
7. Daha fazla stres ve baskı
Bu noktada YKS, bir hedef olmaktan çıkarak adeta bir “bekleme odası” haline gelebilir.
⸻
YKS Döngüsü Ev Gencini Nasıl Oluşturur?
Sürekli sınava hazırlanan gençlerin bir kısmı zamanla “askıda kalmış” bir hayata sürüklenebilir. Bu durum şu sonuçları doğurur:
- Sosyal Kopuş
Sınav süreci uzadıkça gençlerin sosyal çevresi daralabilir. Arkadaş çevresi üniversiteye ya da işe başlarken, YKS döngüsünde kalan genç geride kaldığını hisseder.
- Psikolojik Baskı ve Kaygı
Aile beklentisi, toplumsal başarı algısı ve “bu sene de olmazsa ne olacak?” kaygısı genci daha içe kapanık hale getirebilir.
- Ekonomik Bağımsızlığın Gecikmesi
Çalışma hayatına giremeyen genç, maddi olarak ailesine bağımlı kalmaya devam eder. Bu durum, bireyselleşme sürecini de geciktirir.
- “Erteleme Kültürü”
YKS, bazı durumlarda bilinçli veya bilinçsiz şekilde hayatı ertelemenin bahanesine dönüşebilir. Genç, karar vermek yerine “bir yıl daha deneyeyim” diyerek süreci uzatabilir.
⸻
Sosyolojik Açıdan Bu Durum Ne Anlama Geliyor?
Bu olgu, sosyolojide “geçiş dönemi uzaması” olarak açıklanabilir. Yani gençlik döneminden yetişkinliğe geçiş, eğitim ve iş hayatı belirsizleştikçe daha uzun sürer.
Türkiye’de eğitim sistemi ve ekonomik koşullar, bu geçiş sürecini zorlaştırdığında gençler iki seçenek arasında sıkışabilir:
• Üniversite kazanamazsa “başarısız” sayılmak
• Üniversite kazanmak için yıllarca beklemek
Bu ikilem, bazı gençleri ev genci konumuna iten temel sebeplerden biridir.
⸻
Sonuç: Sürekli YKS’ye Giren Genç Ev Genci midir?
Bu sorunun cevabı tek kelimeyle “evet” ya da “hayır” değildir.
Eğer genç:
• aktif şekilde çalışıyor,
• hedefini koruyor,
• sosyal hayattan tamamen kopmamışsa
bu kişi ev genci sayılmaz.
Ancak YKS süreci yıllara yayıldığında ve genç:
• iş hayatına hiç giremiyorsa,
• sosyal çevreden uzaklaşıyorsa,
• motivasyonu düşmüşse,
• yalnızca “bekleme” halinde yaşıyorsa
bu durumda ev genci kavramı bu gençler için…


Leave a Reply